Profilo di ibrahimPRENSES'İN:::......PRENS...FotoBlogElenchi Strumenti Guida

ibrahim oznisastaci

Professione
Località
Interessi
Nessun elemento ancora aggiunto.

PRENSES'İN:::......PRENS'İ....

THE PRİNCE OF THE PRİNCESS
Foto 1 di 56
29 agosto

DİKKAT YAZILI VAR

Kazasker nedir?
Yolunmus kaza kazasker denir Cemal/Orta-2

Olcek cesitleri nelerdir?
Boy olceyi,kilo olceyi ve kesir olceyi Ayse/Ortaokul-2

Dunyamiz nasil olusmustur?
Dunyamizi insanlar kurmustur. Dunyamiz temiz sular,temiz hava ve temiz yollari yani temiz yollarla dunyamiz guzel bir sekilde olusur. Seda/Ortaokul-2

Turkiye'nin ozel konumunu aciklayiniz.
Turkiye cok ozel bir konuma sahiptir. Ozel bir konuma sahiptirden dolayi ozel konum baska kimseyi ilgilendirmez. Ama etrafimizdaki devletler ozel konumumuza karisip dururlar. Halbuki hic karismamalilar. Selim/Ortaokul-2

Boylam nedir?
Mesela kapinin oraya gittiyimizde boyunuzu olcebilirsiniz,buna boylam denir. Yavuz/Ortaokul-2
Bir seklin duz bir sekilde destek olmadan durmasidir. Serdar/Ortaokul-2

Karadeniz bolgesinin gecim kaynaklari nelerdir?
Balikcilik hamsi yani accik tarim, natasa en cok gecim kaynagi olanlaridir. Halil/Ortaokul-2

Karadeniz bolgesindeki tarimi anlatiniz.
Karadeniz bolgesinde toprak cok verimlidir. Burada en cok hamsi yetistirilir. Hamsi once ovalarda sonra yamaclarda en sonunda daglarda yetistirilmistir. Bu bolgemizde kislar cok yagisli oldugundan hamsiler serada yetistirilir. Hatice/Lise-2

Dis ticaret acigi nedir?
En dis ve en yabanci, cok uzak aciklara yapilan ticarete dis ticaret acigi diyoruz. Bilal/Ortaokul-2
Disari ihrac ettigimiz mallar yolda hasara ugrarsa veya yerine ulasamazsa buna dis ticaret acigi denir. Mahmut/Ortaokul-2

Fotosentez nedir?
Ayin dunyaya yaklasip uzaklasmasina fotosentez denir. Davut/Lise-1
Fotograflayip sentezlemek olayina fotosentez denir. Orcun/Lise-1
Bitkilerin derin nefes alip vermesine fotosentez denir.

Terliksi hayvan ne demektir?
Terlik giymeden dolasip duran deyisik turdeki hayvanlara Terliksi hayvan denir. Sevda/Lise-1

Tanim ne demektir?
Tanim,bir varliga bir seye ozgu nitelikleri belirtilmesi niteligi bicim seklindeki kelimeyi belirten anlam tarif... Meryem/Lise-2

Ovalar kaca ayrilir?
Dorde ayrilir: Yesil ova,kurak ova,agaclik ova ve gulluk gulustanlik ova. Esma/Ortaokul-2
Ovalar dorde ayrilir. Dogu,bati,kuzey,guney. Ali/Ortaokul-2
Cukur ova,duzluk ova ve yamuklu ova diye uce ayrilir. Ufuk/Ortaokul-2

Hangi durumlarda ara secime gidilir?
Meclis baskanlarinin iflasi durumunda ara secime gidilir. Ayse/Ortaokul-3

Meclisin gorev ve yetkileri nelerdir?
Mahkemelerce olmesi kesinlesenlerin olmesine izin vermek. Orhan/Ortaokul-3

Enlem nedir?
Bir canlinin boyunu posunu olcmeye yarayan sey. Ali/Ortaokul-2


Olcek cesitleri nelerdir?

1. Terazi tarti olcek -- 2. Fakir olcek -- 3. Zengin olcek Melek/Orta-1

Olcek nedir?
Bir ilmi birim birimidir, ve olcegin tanimini yapmak icin olcek gerekir. Arif/Ortaokul-1

Dogu Anadolu'da sanayi neden gelismemistir?
Dogu Anadolu cok daglik maglik bir yerdir. Oralar daglik maglik oldugu icin ulasim oraya gidemiyor. Ulasim gitmeyince fabrika kurulamiyor. Fabrika dagin tepesinde olmaz. Dagi yok etmek gerekir. Bu da para ister. Ulkemiz fukara karsilayamaz. Zaten dagi yok etmek icin dinamit konulsa teroristler onlari calip cirpip goturur. Bu yuzden oraya endustri gitmemis. Mustafa/Ortaokul-1

Istanbul'un onemi nedir?
Istanbul onemli bir sehirdir. Topragi altindandir. Koyden goc edenler Istanbula is,as bulmak icin giderler. Ve zengin olup koylerine geri donerler. Bagzilari ev parasi icin bagzilari ise baslik parasi icin...Ama bunlar hepsi eskidendi. Simdi bir tek ev parasi ve cocuklarin okuma parasi icin geliyorlar. Simdiki zamanda baslik parasi yoktur,kacan kacana,seven sevene. Koyden Istanbula gelen hemseriler coktur. Ayricana Istanbulda cok cok urun yetisir. Bunlarin bazilari domates,salatalik,lahmacun, ve kivircik maruldur. Istanbul ayrica Asya ile Avrupa arasinda bir yol gecen hani koprusu gibidir. Her bir kimse bu kopruden gecer. Istanbul onemli olmasaydi nufusu onbes milyon olur muydu hic? Derya/Ortaokul-2

Ermeni(Dogu) sorununu aciklayiniz.
Osmanli Devleti altinda yasayip ekmek yiyen Ermeniler kendi kendilerini kiskirtmalari sonucu dogu anadoluda hosnutsuzluklara basladilar. Mustafa Ataturk pasa dusmanla basedebilmek icin Kamil Karabekiri Ermeni uzerine dogrulttu. Ermeni yenilip baris istedi. Boylelikle en iyi sonuc osmaninin oldu Pinar/Ortaokul-3

Erzincan'daki depremzedeler icin neler yapmaliyiz?
Oraya gidip, depremzedelere yardim etmeliyiz,hal hatirlarini sormaliyiz. Depremzedelerin sobalarini yakmaliyiz,yorganlarini ustlerine ortmeliyiz. Acikanlara corba filan icirmeliyiz. Melek/Ilkokul-5

Cevre kirliligi canlilari nasil etkiler?
Cevre kirliliginden,dunyadaki insanlarin 100/90'ni sakat 100/10'u olmus. Cevre kirliligi insanlara sakincalidir. Melek/Ortaokul-1

Aşağıdaki atasözlerini açıklayınız.
GUNES BALCIKLA SIVANMAZ
Gunes isinlari degdigi yeri kurutur ve col haline getirir. Gunesi cahmurla sivarsak bu delilik olur. Gunes balcikla sivanmaz diyorum. Gunes bunca uzaktan dunyamizi etkiliyorsa dunyadan cahmur alip sivamaya gittigimizde gunese yetismeden cahmur kuruyp toprak olur. ve bizde oluruz. Eger gunes cahmurla sivansaydi cahmur kurur eski halini alirdi,yani kururdu diyorum. Sinan/Lise-1

SAKLA SAMANI GELIR ZAMANI
Bir Arkadasimiz bir sey isterse vermeyiz, ama bir kalem veya silgi isteriz. O da bize vermez. Komsunun oglu veya kizini okula savacak kitabi yoksa komsununda varsa vermeli, zamani gelince o da ona verir. Turkiye Irak'a odunc silah vermezse Turkiye'de bir savasa girdiginde Irak'in aklina sipadanak gelir ve Turkiyeye yardim eder. Ornegin Spor kulupleri Trabzonspor Fenerden odunc para vermesi lazim,vermese bile Fenerin Trabzonspora isi duser. Zamani geldiginde Trabzonda Fenere vermez. Buyuk Turk gencleri birbirine bir ev kiralar,zamani gelince o evi veren buyuk Turk gencinin alin terini,emegini eline koymalidir. Bir ailenin inegi hastalanmis veteniren aramaya koyulur. Diger komsunun evinde telefon vardir. Telefonu acmaya izin vermez inek orada olur. Aradan yillar gecer o telefonu acmaya izin vermeyen komsununun oglu hastalanir. Aha iste simdi zamani geldi. Onun evindeki telefonu bozuldu. Onun evinde telefon var ve telefon acmaya gidemez. Ya iste saklasaydin samani gelirdi simdi zamani

SAKLA SAMANI GELIR ZAMANI
Koyde samani dograyip samanliga koyarlar. Sonra bir iki yil sonra o samani agirbasli hayvanlarimiza yediririz ve onlarda bize gereken urunleri verirler. Sakladigimiz samani hirsizlar yahut teroristler calip cirpip goturmezse en sonunda bir vakit zamani gelir. Ilyas/Ortaokul-1

AYAGINI YORGANINA GORE UZAT
Ayagini yorganina gore uzatirmisin. Ayagini cekyata gore uzat. Yani ayagini belirli bir yere kadar uzat. Ayagini yorgana gore uzatmazsan ayagin acikta kalir ve olursun Kendine dikkat ol.Biz kendimize dikkat olmazsak oluruz, usutup gume gideriz. Nineler kendilerine dikat etmezseler olurler. Dedelerde bakimsizliktan olurler veya acsizliktan da olurler. Babaannelerde yasliliklarindan olurler.Veya kalpten de gider hic haberleri olmaz.yasli babalar kalpten bakimsizliktan,kansizliktan olebilirler. Yeni dogmus bebeklerde mamasizliktan oluyorlar. Bir gelin yeni evlenmis gelin eve gelmis. Ana ve baba sevincinden olmus. Simdi oniki,onuc,ondort yaslarinda kalpten gidenler oluyor. Melek/Ortaokul-1

SAKLA SAMANI GELIR ZAMANI
Yani bir seyi saklayinca zamani eninde sonunda gelecektir. Saman hayvanlarin yemeyidir. Cimenlerin kurumasiyla cimenler sararir,saman olusur. Samanlar da bazi yerlere satilmaya gider ve ordan hayvanlarini alan insanlar samanlarini kiloyla alirlar ve bitince yine alirlar. Koylerde cok cimenler vardir. Onlarin kurumasiyla saman olusur ve oradan imalat yerlerine gider. Gun gectikce onlar satilir. Kurban bayrami gelince hayvanlar kesilir ve etleri afiyetle yenir. Bazi hayvanlar disi ise onlarin yavrulari olur. Disi hayvanlar yavrularini emzirirler ve disi hayvanlar ac kaldiysa ona saman verirler. Hayvani varsa onu tarlaya getirir,onu gezdirir,tozdurur. Ot yedirirler ve aksam olunca onlari yerine getirirler. Onlari misilca uyuturlar. Ornek 1: Bir gun kadinin kocasi kaza yapmis ve onunda bir ayani kesmisler ve ona cok para lazimmis ve kocasina takma ayak takdircaklarmis hic bir doktor yapamazmis ve yabanci ulkeden doktor getirmisler ve kadinin kocasinin ayagina takma ayak taktirmislar ve para kadina cok lazim olmus Atalarimiz demiski sakla samani gelir zamani Selda / Ortaokul-2

AYAGINI YORGANINA GORE UZAT
Her zaman her yerde dikkatli olmaliyiz. Mesela bir yere alisverise gittik Neler alacaksak ona gore yanimiza paramizi almaliyiz. Bir yere gittik ve gittiyimiz yerde yorulduk. diyelim ve bir taksiye bindik, gidecegimiz yere geldik ve bir baktikki para cantasinda onbin bile yok. Aha simdi aba altinda sopa yedin kafasiz. Taksiciye yalvar yakar, aldirmadi,surdu gitti. Ta ormanlik yere koydu Etrafta in cin top oynuyor. Baska hic kimse yok, care de yok. madem onbin bile yok niye taksiye bindin kafasiz. Yorganina gore uzatsana. Basimizi agaclara vururuz. Ayagimizi yorganimiza gore uzatirsak basimiza bir sey gelmez. Humeyra/Ortaokul-1
25 agosto

AVRUPA'DA OSMANLI KORKUSU

             19. yüzyılda Almanya'nın Mülhaym şehrindeki Ren nehrinin bir yakasında Almanlar, öbür yakasında da Fransızlar oturuyordu. Fransızlar, her sene mahsüller yetişince, nehrin Almanlardaki kısmına geçip, onların yetiştirdiği mahsüllerin hepsini toplayıp götürüyorlardı. O sıralar, birliğini temin edemeyen güçsüz Almanlar ise, buna fazla ses çıkartamıyorlardı. Her sene böyle olunca, çareyi Osmanlı Sultanına durumu yazıp, imdat istemekte bulurlar. Mektuplarında şunları anlatırlar:

             " Fransızlar her sene bizim mahsülümüzü alıyorlar. Siz ki, dünyaya adalet dağıtan bir imparatorluğun sultanı, İslamiyetin de halifesisiniz. Bizi bu sulümden kurtarın. Asker gönderin!..."

              Bu yardım isteğini inceleyen padişah, asker göndermeyi mümküm ve gerekli görmez. Yanlızca asker elbisesi göndermeyi kafi bulur ve cevabi bir mektupla beraber, içi asker elbisesi dolu 3 çuval yollanır. Şaşkına dönen Almanlar, çuvalı alıp mektubu okurlar: "Fransızlar korkak ademlerdir(insanlardır). Onlara yeniçeri göndermemize gerek yoktur. Yeniçerimizin kıyafetini görmeleri kafidir. Bu elbiseleri adamlarınıza giydirin. Nehrin görülecek yerlerinde dolaştırın. Karşıdan gören Fransızlar için bu kafidir..."

               Bağ bahçe sahipleri hemen Osmanlı askerinin kıyafetini kapışırlar. Hasat vakti büyük bir heyecanla yeniçeri kıyafetinde, nehir kıyısında dolaşmaya başlarlar. Ertesi gün, karşıdan gelen haber, Almanların sevinç çığlıkları atmalarına sebep olur.

               Çünkü, Osmanlılardan yardım geldiğini düşünen Fransızlar, korkudan köylerini de terk ederek iç kısımlara doğru kaçmaktalar. Bu olay, Mülhaymlıların gönüllerinde taht kurmuştur. Giydikleri yeniçeri kıyafetlerini, daha sonra Mülhaym'a bağlı Karlsruhe müzesine koyup ziyarete açarlar. Şehrin en yüksek binasına da Osmanlı Bayrağı aarlar. Ayrıca, halen bu hadisenin yıldönümünde de şehirde bir karnaval düzenleyip kutlarlar.

 

27 luglio

AGLADIM

AĞLADIM

Hüzün yıldızları parlıyor bugün gökyüzünde,
Bu gece yine için için yanıyorum,
Oturmuş seni düşünüp ağlıyorum,
Seni, gidişini, sevişini, herşeyini...
Unutamıyor işte seni şu yaralı kalbim,
Yaptıklarını hatırlayıp, pişman oluyor...
Seni düşünüyorum bu gece, karanlık gökyüzünde...
Simsiyah gökyüzünde parlayan yıldızları seyrediyorum,
Onları sana benzetiyorum,
Kararmış kalbimin bir kenarında yanan meşale misali...
Dedim ya, seni düşünüyorum bu gece,
Beni sevdiğini, bana nasıl baktığını, bana nasıl güldüğünü,
Ellerimi nasıl tuttuğunu, ellerini nasıl tuttuğumu,
Büyüyen bir ateş gibi sevgimizin nasıl çoğaldığını
Ve birgün ansızın bırakıp gidişini...
Son vedanı hatırlıyorum, gözlerime ağlarcasına baktığını,
Gözlerini kalbime gömdüğünü hatırlıyorum,
Bir daha çıkamasın diye...
Çıkamadılar zaten kalbimden gözlerin,
Ölüler dirilirler mi ki gömülenler çıksın, gitsin?
Gittin son bir veda ile gözü yaşlı,
Elimde kolyen, ardından dakikalarca baktım, ağlamaklı,
Sıkıldım, üzüldüm, perişan oldum ama ağlamadım...
Ağlayamadım, engel oldu gururum, engel oldu aşkım,
Uzaklara gittin, belki birdaha asla geri dönmemecesine,
Özledim seni deliler gibi, özlüyorum hala...
Sen bir yerde ben bir yerde, yinede sönmedi sevgimiz,
Aksine çoğaldı dağlar gibi oldu hasretimiz...
Hep seni hayal eder, hep seni düşünürdüm,
Sesini duyunca yaşar, duyamayınca ölürdüm,
Aradın beni aylarca bir sevgi uğruna,
Ne yazık ki, ihmal edildin bir hata uğruna,
Kırıldın, ağladın, affettin ama hep sevdin,
Beni sevdin gülüm beni, kalbi kırık bir vefasızı,
Yine ihmal edildin yine unutuldun bir hiç uğruna,
Yine kırıldın, yine ağladın, yine affettin...
Bir daha unutuldun, sevdanla başbaşa bırakıldın,
Yine kırıldın, yine ağladın ama bu sefer affetmedin...
Sevdiğini en mutlu gününde öldürdün,
Ve ardına bakmadan gittin...
Beni benle başbaşa bıraktın, yıkıldım, üzüldüm, kırıldım...
Senden ayrılınca kaldım çaresiz, sevgisiz ve birde sensiz,
Hep sensizdim zaten ama şimdiki kadar asla değil...
Parçalanmış bir kalbe sahip oldun mu sen hiç?
Parça parça edilmiş, yıkık ve virane,
Bir o kadarda vefasız...
Önceleri üzüldüm, yıkıldım ama asla ağlamadım...
Geldi geçti deyip senide gözlerin gibi kalbime gömdüm...
Unuttum dedim, unutacağım dedim,
Unutamıyorum dedim, unutmam dedim...
Önce gözlerin sonra sen çıktın kalbimden,
Bir vicdan azabıdır başladı ölü yüreğimde,
Hiçbir şey kalmadı, senden başka kalbimde,
Hatıraların, gözlerin ve sözlerin...
Şiirlerini getirdiler bana,
Beni öldüren şiirlerini...
Vefasız dediğini duydum, yıkıldım,
Düşündüm seni gecelerce daima tek başıma,
Şiirlerin öldürdü, hasretin yaktı yüreğimi,
Kırıldım, üzüldüm, yıkıldım ve en sonunda ağladım...
3 kişi ağladık sana; ben, kalbim ve gözlerim...
Sana yandım, seni sevdim, seni hatırladım heryerde...
Belki birgün sesini duyarım umuduyla
Telefon bekledim günlerce,
Telefon gelmeyip sesine hasret kalınca
Ağladım ağladım,
Sana yaptıklarımı ancak o zaman anladım...
Duydum ki kalbini vermemişsin kimseye,
Olurda içinde görürler beni diye...
Benim kalbimide istediler, ama vermedim kimseye,
Olurda içinde seni görürler diye...
Gökyüzü yıldızlar ile doluydu, ben hep seni düşünürken,
Hüzün yıldızları koydum adlarını, seni hatırlatıyorlar diye,
Aynı onlar gibi sende benden çok uzaklardaydın,
Hep göz kırpardın uzaktan, sessizce,
Bense hep seni bekledim kırık kalbim, yaşlı gözlerimle...
Bazen hayallere dalıyorum, seni düşünüp ağlıyorum,
Seni ve sevgini arıyorum hep kalbimde...
Düşmüyor adın hiç dilimden,
Öleceğim gülüm bir gün ben,
Senin sevginden, senin derdinden...
Bir gün göreceğim yine belki seni,
Seni, beni unutmuş, benim olmayan seni...
İşte o an aşkımın gözyaşlarını hatırlayacağım,
Ve yine bir köşeye oturup ağlayacağım...
Yemin ettim senin üstüne sevmeyim başkasını diye,
Ve heryerde, her zaman tekrarlıyorum yeminimi;
Seni unutmam için öldürseler bile,
Karşılık olarak dünyayı verseler bile,
Darağacı kurup idam etseler bile, 
Senden başkasını asla

                                                    sevmeyeceğim...                                                       

 

 

İBRAHİM ÖZNİŞASTACI

04 luglio

ŞEHİTLERE

CENK MARŞI

ey sürüden arkaya kalmış yiğit  
arkadaşın gitti haydi sen de git  
bak ne diyor ceddi şehidin işit  
haydi git evladım uğurlar ola  
haydi git evladım açıktır yolun  
zalimlere karşı bükülmez kolun  
bayrağı çek ön safa geçmiş bulun  
uğurun açık olsun uğurlar ola.  

eşele bir yerleri örten karı  
ot değil onlar dedenin saçları  
dinle şehit sesleridir rüzgarı  
haydi git evladım uğurlar ola  
haydi git evladım açıktır yolun  
zalimlere karşı bükülmez kolun  
bayrağı çek on safa geçmiş bulun  
uğurun açık olsun uğurlar ola  
haydi levent asker uğurlar ola  

yerleri yırtan sel olup taşmalı  
dağ demeyip taş demeyip aşmalı  
sende ki coşkunluğa er şaşmalı  
kahraman askerim uğurlar ola  
haydi git evladım açıktır yolun  
zalimlere karşı bükülmez kolun  
bayrağı çek ön safa geçmiş bulun  
haydi levent asker uğurlar ola  
haydi git evladım uğurlar ola.  
  

Mehmet Akif ERSOY

ŞEHİTLERE

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE
Şüheda gövdesi, bir baksana dağlar taşlar...
O, rûkü olmasa, dünyada eğilmez başlar,
Vurulmuş temiz alnından uzanmış yatıyor;
Bir hilâl uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi...
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni tarihe!" desem, sığmazsın.
Herc u merc ettiğin edvara ya yetmez o kitab...
Seni ancak ebediyyetler eder istiab.
"Bu, taşındır" diyerek Kabe'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namiyle,
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsam oradan;
Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına,
Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultanı Selahaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
Sen ki İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;
Sen ki; a'sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.